Bir tohum yeşertti Tanrı Sina Dağı’nın eteklerinde tam 8000 yıl önce...
Büyüdükçe, taze rüzgarlar okşadı sağlam gövdesini.Dolgun meyveleri narin yapraklarıyla dans ettikçe gün ışığında; kök saldı bu kutsal ağaç tüm Akdeniz havzasına…
Akdeniz kültür mozaiğinin en renkli parçası, sofraların ortak lezzeti oldu binlerce yıl…
Antik çağda tanrı, tanrıçalar, hekimler din adamları ve sporcular tarafından kutsal sayıldı; dalları tanrıçalara taç oldu, yağı çeşitli bitkilerle harmanlanarak hekimler tarafından gençlik, güzellik ve güç iksiri olarak kullanıldı, din adamları tarafından dinsel tören ve ayinlerde kullanıldı, sporculara özel üretim anforaların içinde birincilik ödülü olarak hediye edildi, Nuh efsanesinde güvercin zeytin dalı gelerek sel felaketinin sona erdiğini müjdeledi…
15. Yüzyıl'da Akdeniz’den Amerika’ya taşındı, yakın geçmişe kadar zeytinyağının anavatanından gelmeyenler için gurme tatların bir parçası olmaktan öteye gidemedi, ancak son yıllarda tıp dünyasının araştırmalarıyla ortaya çıkardığı sonuçlar (zeytinyağının sağlık açısından sayısız yararları) tüm dünyada tüketimin çok hızla artmasına büyük etken oldu…
Zeytin…
Doğanın kutsal Şöleni…
Zeytinyağı…
Kutsal kaynak…